BİZİ SÜPHANEKE DEĞİL, KUANTUM KURTARACAK Kırk altı yıllık ömrüne rağmen, otuz beş yaşın yolun yarısı olduğuna inanması şairin kendi talihsizliği. Hissetmiş olmalı ki kısa bir zaman sonra gelecek ölümü, yaşadığı yıllar kadar bir ömür daha dilemiş sanki Cahit Sıktı, yaratıcısından. Benim öyle bir limitim yok; yani yolun tamamının süresi ne kadar olur, neresi bu ömrün yarısı olsun filan… hiç düşündüğüm yok. Zaten o şiiri de oldum olası sevmem. Paradoksları sevmem ben genelde, içinden çıkılmaz durumların çaresizliğini sevmem. Bu şiiri de hep edebi bir paradoks olarak algılarım. Benim otuz beş yaşım, Cahit Sıtkı’nın ki kadar şiirsel olmasa da anlatılası bi “başlangıç” daha çok. Acının insana verdiği bilgiye kavuşmanın o tarifsiz mutluluğu benim otuz beş yaşım. *** İki bin on dört yılının sıradan bir temmuz ayı. Çok gereksiz anlamlar yüklediğim ve hatta ‘berbat, pis ve ezik ayrılık hikayem’ dediğim, aslında içinde yaşadığım toplumun hemen hemen yarısının yaşadığı ayr...
Bu blogdaki popüler yayınlar
BİR ARAYA GELMEYİ SEVEN ŞEYLER Baston . Bavul . Birlik Afife, arkadaşı Jale ile birlikte Fenerbahçe marinadan Yoğurtçu Parkı'na hızlı adımlarla giderken önünden geçen kalabalık bir grup, bir tekneye doğru koşuşturuyordu. Kalabalığın önünden koşan adam bir yandan da telefonuyla bulundukları yeri tarif ediyordu nefes nefese. Çok geçmeden siren sesleriyle bir ambulans geldi ve tekneden yarı baygın bir adamı alarak ambulansa yerleştirdiler. Hemen ardından beyaz bir elbise giymiş bir kadın ağlayarak atladı ambulansa ve kapıları kapatıp aynı siren sesiyle çıktılar marinadan. "Marina, denizden gelen demekmiş." dedi Afife, dalgın gözlerle ambulansın arkasından bakarken. Jale anlamadı Afife'nin ne demek istediğini. Yaşanan ile o an söylenenin birbiriyle bağdaşmamasındandı Jale'nin anlamadığı. Jale, "Hı?" diyerek şaşkınlığını ifade ederken Afife, eliyle az önce kalabalığın toplaştığı tekneyi göstererek, "Marina, diyorum, denizden gelen demekmiş...
PERA Balon – Şefkat – Akış "Bu mutlu günümüzde, öncelikle bana her koşulda destek olan babama ve anneme sonrasında da bilgi ve birikimiyle gözünü hedeften ayırmayan ortağım, arkadaşım, sevgilim ve her şeyden önemlisi hayat arkadaşım Lodos'a teşekkür ederim. İyi ki varsınız, eksik olmayın." Alkış sesleri arasında annesi ve babasının yanına gitti Kuzey. Önce onlara sonra da ailesinin yanında beyazlar içinde bir elbiseyle ve tüm güzelliğiyle bekleyen Lodos'a sarıldı. Lodos, Kuzey'in kendisine sarıldığı anda kulağına, "Çok uğraştık ama oldu bak." dedi gülümseyerek. Kuzey gözlerinin içine baktı Lodos'un. Aklında binlerce kelime uçuştu. Her birini de bir bir söyleyerek bi mücevher gibi kondurmak istedi Lodos'un boynuna. Ama sadece "Şükür, sayende, eksik olma." diyebildi. Bu kelimelerden topladı mücevherleri. "Olmam." dedi Lodos, bir yandan da Kuzey'in yanağını okşayarak. Ve ‘olmam’, artık sadece bir kelime değil, K...

Yorumlar