BUNLARI SANA DA ANLATMAZSAM KİME ANLATIRIM BEN? (4)
UYKU HALLERİ
Yıllarca sol yanındaki sana sarılabilsin diye sağ yanına yatınca bu
alışkanlıktan vazgeçemiyor demek ki insan.
Bunu, bu öyküyü yazmaya ara verip
uyumak için yatağa yattığımda sağ yanıma dönünce fark ettim.
Yıllarca bir
yastıkta yatan çiftlere sorsan, hep uykuyla ilgili güzel şeyler anlatırlar:
sıkı sıkı sarılırdı bana, mis gibi kokardı, melekler gibi uyurdu
prensesim/prensim falan filan…
ama o hal, uykuya dalana kadarki o kısacık andan
ibarettir.
Gerisi horlamaktır, yorganı kendi üstüne çekme çabasıdır, azıcık öte
git arzusudur, arada sırada ağızdan akan salyadır, çapaktır, nefes kokusudur ve
bilumum kendini bilmez uyku haldir.
Ha, normaldir.
Ama o kadar da romantik bir
tarafı yoktur birlikte uyumanın.
Ama akılda o en güzel anlar kalır işte.
Kalsın
istersin çünkü.
Kalsın da zaten!
Sırtına onun bedeni yine yapışsın istersin,
kolunun altından göğsüne başını koysun istersin,
o seviyor diye sağ yanına
yatıp sana sarılmasını beklersin,
uykuya dalarken onun elinin hala senin
ellerinin arasında olduğuna sevinmek istersin.
Varken karmaşadır uyku hali,
berbattır.
Yokken acıdır, sızıdır, uyutmaz, bunları yazdırır.
Olsa bi dert,
olmasa başka bi derttir aslında iki insanın birbiriyle uyuması.
Öyledir.
Yardan
kalan bu ateşi,
diyorum gönlüm,
yaka
yaka kül olalım.
Dert etmeyelim uyku halini bu kadar.
Gönlüm!
Başımın belası!
Yavaş yavaş alışalım bu boş yataklara,
tek kişilik nevresim takımlarına artık.

Yorumlar