DUVARIN ARKASINDA KALAN KADIN
Böyle de
manyak bi şey vardı ben küçükken. Banyo teferruatı bu, sabunluk.
Bilekten avuç içi yukarı bakacak şekilde
duvara monte edilir, elin içindeki o siyah mıknatısın aynısından da sabuna
saplanır, sonra da sabunun avuç içinde düşmeden durması sağlanırdı.
Üstünde
sabun dururken pek bi masum görünüyordu ama sonuçta bedeninin geri kalanı
duvarın arkasında olan bi kadın eli karşılardı seni her sabah. Ürkünç bi ev
kadını dekorasyon anlayışı.
Ama ben
sabundan ve elden ziyade daha çok duvarın arkasında kaldığını sandığım o
bedenle ilgilenirdim. "Çorumlular" dediğimiz komşunun bahçesiyle
sınırdı bizim gecekondunun duvarı. Bu mantıkla bu elin sahibi de Çorumlulardan
birine aitti. Mesela Çorumluların en güzel kızının eli olabilirdi, neden
olmasın.
Anneannem
Kuran dersi verirdi onların kızlarına bizim evde. Satırları birbirine
karıştıran kızlara, "Kızım karıştırıyorsan parmağınla güt (takip et)
kelimeleri" derdi rahmetli. Onlar da ojesiz parmaklarını kutsal kitabın
üzerine koyar, öyle okurlardı. Kızların yüzünün bi parçası bile aklımda kalmadı
ama ellerini unutmak mümkün değil. Belki de Yasin Suresi'nin ilk bi sayfası bu
yüzden hiç çıkmadı aklımdan.
Zamanla
sudan sabundan aşınırdı o sabunluk amaçlı elin parmaklarındaki kırmızı ojeler.
Bi ara boyamayı bile düşündüğüm oldu da rahmetli anneannem,
"Hasminallah..." ile başlayan tövbesinden sonra, kendine özgü
kafiyeli beddualarıyla bu fikrimden de vazgeçirmişti beni.
Şimdiki
sıvı sabunluklar en azından duvarın arkasında birinin olabileceği tahayyülünden
uzak tutuyor insanları. Bu belki de iyi bi şey olmayabilir, bu belki de
hayallerin gücüne bile gidebilir.

Yorumlar