Sebepsiz yere izlememeli insan belgeselleri. Öğrenecek ne çok şey var.
Mesela koalaları kovalamak istediğimde tepki vermiyorlar. Haklılar.
İnsanoğlunun bu kadar gereksiz koşuşturmasına karşı onlar durmuşlar. Mesaj veriyorlar:
Telaşa mahal yok.
Zürafalar benden uzun, hatta hepimizden uzun.
(bazı kadınlar da öyle, hep uzun?)
Ama bi kibir yok selvi boylarında, elindeki yeşilliği uzatmaya gör, eğilir yer onu, yadsımaz. Üstelik en yüksekteki yeşilliklere uzanabilecek kudrete sahipken. Sadece bu yüzden de sevilebilir onlar.
Su aygırları iki saat su altında durabildikleri halde yüzme bilmiyorlarmış, garip değil aslında; yüzme bilmiyorsan nefes almaktan vazgeçeceksin, olay bu. Çırpınmayacaksın.
Güleceksin yani, vazgeçtiklerinin ardından ağız dolusu güleceksin.
Sabahın ayazı, sonbahar esintisi bu. Az önceki iki kişilik sıcaklığı arıyor insanlar.
Bir kadının koynu,
hem ana kucağı,
hem yar göğsü.
Garip bi yer.
(kadınlara iyi davranın, onlar bize çok şey öğretiyorlar.)
Üzülürüm belki. Her şeyi kaybettiğime inandırsam kendimi, elimde hiçbir şey kalmadığına inandırsam... belki..
Ama şimdilerde herkesin herkesten sıkça duyduğu cümleler kurmak istiyor gönül. Oğuz Atay'ı tekrar okumak istiyor, Tezer Özlü'yü özlemek, Attila İlhan şiirleri okurken bazı şiirleri okumadan geçmek...
Turgut Uyar'ı bu millet yeni yeni farkediyor.
(Özdemir Asaf zaten dillere pelesenk, ama bu iyi bi şey)
Metin Altıok'a üzülmeleri gerekiyor, bir otel merdiveninde elinde yangın söndürme tüpüyle beklemesine, ölmeden hemen önce.
"Ölen ölür..." diyor,
"kalan sağlar şiir yazsın."
Aziz Nesin, sen ne güzel insansın!
Belki de bu kadar çok şairin ansızın ortaya çıkması, geç kalınmış bir vasiyetin telaşı.
Var, belli.
Son zamanlarda bi ses düşmesi seziyorum kurduğum cümlelerde.
Üçüncü tekil yalnızlığı.
Ekmek arası bi doygunluk yok gibi. İsmimin iyi hali, eksik gibi.
Ama geçiyor. Bir bardak kahve bazen, çok iyi geliyor.
(çay, harareti çaycının güzel hatırı için alıyor)
Bi de gergedanlara küfür etmek istiyorum. Leş kargalarına, akbabalara, yılanlara, hain kurtlara...
ama o ütopik biraz, kabul ediyorum.
Zihnimde bir Bach bestesi, keman çalabilen bütün kadınları gülümseyerek selamlıyorum.
(Viyolonsel de olur)
Zürafalar benden uzun, hatta hepimizden uzun.
(bazı kadınlar da öyle, hep uzun?)
Ama bi kibir yok selvi boylarında, elindeki yeşilliği uzatmaya gör, eğilir yer onu, yadsımaz. Üstelik en yüksekteki yeşilliklere uzanabilecek kudrete sahipken. Sadece bu yüzden de sevilebilir onlar.
Su aygırları iki saat su altında durabildikleri halde yüzme bilmiyorlarmış, garip değil aslında; yüzme bilmiyorsan nefes almaktan vazgeçeceksin, olay bu. Çırpınmayacaksın.
Güleceksin yani, vazgeçtiklerinin ardından ağız dolusu güleceksin.
Sabahın ayazı, sonbahar esintisi bu. Az önceki iki kişilik sıcaklığı arıyor insanlar.
Bir kadının koynu,
hem ana kucağı,
hem yar göğsü.
Garip bi yer.
(kadınlara iyi davranın, onlar bize çok şey öğretiyorlar.)
Üzülürüm belki. Her şeyi kaybettiğime inandırsam kendimi, elimde hiçbir şey kalmadığına inandırsam... belki..
Ama şimdilerde herkesin herkesten sıkça duyduğu cümleler kurmak istiyor gönül. Oğuz Atay'ı tekrar okumak istiyor, Tezer Özlü'yü özlemek, Attila İlhan şiirleri okurken bazı şiirleri okumadan geçmek...
Turgut Uyar'ı bu millet yeni yeni farkediyor.
(Özdemir Asaf zaten dillere pelesenk, ama bu iyi bi şey)
Metin Altıok'a üzülmeleri gerekiyor, bir otel merdiveninde elinde yangın söndürme tüpüyle beklemesine, ölmeden hemen önce.
"Ölen ölür..." diyor,
"kalan sağlar şiir yazsın."
Aziz Nesin, sen ne güzel insansın!
Belki de bu kadar çok şairin ansızın ortaya çıkması, geç kalınmış bir vasiyetin telaşı.
Var, belli.
Son zamanlarda bi ses düşmesi seziyorum kurduğum cümlelerde.
Üçüncü tekil yalnızlığı.
Ekmek arası bi doygunluk yok gibi. İsmimin iyi hali, eksik gibi.
Ama geçiyor. Bir bardak kahve bazen, çok iyi geliyor.
(çay, harareti çaycının güzel hatırı için alıyor)
Bi de gergedanlara küfür etmek istiyorum. Leş kargalarına, akbabalara, yılanlara, hain kurtlara...
ama o ütopik biraz, kabul ediyorum.
Zihnimde bir Bach bestesi, keman çalabilen bütün kadınları gülümseyerek selamlıyorum.
(Viyolonsel de olur)
25 Eylül 13

Yorumlar